Yalan Tanıklık Suçunun Oluşması
Halk arasında yalancı şahitlik olarak da bilinen yalan tanıklık; tanık dinlemeye yetkili kişi, mahkeme veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak beyanda bulunulması sonucunda oluşan bir suçtur. Tanık beyanının bir delil türü olması itibarı ile tanığın gerçeğe aykırı beyanı, uyuşmazlık hakkında karar vermeye yetkili mercileri yanlış yola sevk ederek hukuki uyuşmazlık hakkında hatalı kararlar vermelerine neden olabilir. Bu durumda adaletin tecellisinden söz edilemeyeceği için toplumda adalet mekanizmasının işleyişine duyulan güven sarsılacaktır. Yalan tanıklık suçu ile adalet mekanizmasının işleyişine duyulan güvenin korunmasını sağlanmaktadır. Daha fazla oku “YALAN TANIKLIK (TCK madde 272)”



İcra, borçlunun alacaklıya karşı yapmak veya ödemekle yükümlü olduğu bir şeyi devlet zoruyla yerine getirmesinin sağlanmasıdır. Borçlu tarafından yerine getirilmeyen edim bir para veya teminat alacağı olabileceği gibi bir işin yapılması, yapılmaması veya bir irtifak hakkının tesisi ya da kaldırılması şeklinde edimler de olabilir. Yerine getirildiği taktirde alacaklı için bir yarar sağlayan edimler hukuken korunarak cebri icranın konusunu oluşturabilmektedir. Ancak bu edimin yani alacağın cebri icraya konu edilebilmesi için sadece alacaklıya menfaat sağlaması yetmez. Bunun yanında bir takım şartlar da gerekmektedir.